| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Politika Günlüğü

19 "baykal" etiketi kullanan gönderi (sayfa 1)"baykal" etiketi kullanan diğer içerikler resimler, videolar

'Köşk', 'Gül' ve 'türban' vurgusu

baykal1308 CHP lideri Deniz Baykal, Köşk seçiminde rövanşist yaklaşımın yanlış olacağını söyledi. Olası Köşk adayı Abdullah Gül'ün ''T.C.'nin kuruluş felsefesini içine sindirdiği konusunda güven vermeyen bir siyasi çizgi ortaya koyduğu''nu söyleyen Baykal, cumhurbaşkanı eşinin türbanlı olması konusunda da ''kıyafet değil, kafanın içi güven vermeli'' dedi.


CNN TÜRK'te yayınlanan Ankara Kulisi programında Fikret Bila'nın sorularını yanıtlayan CHP lideri, son dönemdeki "cumhurbaşkanı seçilmiyor da, birileriyle hesaplaşılıyor" yaklaşımının sağlıksız olduğunu vurguladı.


Abdullah Gül'ün Köşk adaylığını da değerlendiren Deniz Baykal, Bila'nın sorusu üzerine daha önce Gül için söylediği "militan" nitelemesine açıklık getirdi.


Bunu saygısızlık anlamına gelecek bir ifade olarak kullanmadığını söyleyen Baykal, "Abdullah Bey'in öyle yazıları var ki; çok ideolojik bir derin angajmanla yazılan. Ayaküstü değil, temel siyasi kimliği ortaya koyan" dedi.


Baykal, Türkiye'nin bugün toplumun çoğunluğu tarafından özümsenmiş olan genel çerçevesini Gül'ün uzunca bir dönem reddettiğini, ona karşı mücadelenin aktif bir taraftarı olduğunu, bugün de bu anlayıştan çıktığına dair bir işaret olmadığını söyledi.


Fikret Bila'nın "Gül dışişleri bakanlığı yapıyor, neden cumhurbaşkanlığı yapamasın" şeklindeki sorusuna da, "Cumhurbaşkanlığı, sınırlı bir görevi yerine getirmek durumunda olan bir makam değil" yanıtını verdi.


Cumhurbaşkanlığının Türkiye'de bütün kurumların, devletin temel organlarının belirlenmesinde yetki kullanan bir organ olduğunu hatırlatan CHP lideri, "Bir parti ideoloğu, üstelik ideolojisi cumhuriyet çizgisiyle problemliyse, buna ciddi itirazları varsa, uluslararası mahkemelere bunları götürmüşse, 'Böyle bir çizgiden geliyorsun, sen yargıyı da, üniversiteyi de belirle' diyebilmek..." diye konuştu.


Başbakanın dahi Anayasa Mahkemesi, Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu gibi önemli kurumların üyelerini belirme yetkisi olmadığını söyleyen Baykal, Köşk'te "tarafsız" birinin oturmamasının Türkiye'yi 10 yıl sonra farklı bir tabloyla karşı karşı karşıya bırakacağını kaydetti.


Bugün dünyanın Türkiye'nin geleceğini tartıştığını kaydeden Baykal, bütün bu tehlikelerin bilincinde, tehditleri kavramış, cumhuriyet çizgisini sahiplenip savunacak duyarlılıkta birinin cumhurbaşkanı olmasını beklediğini söyledi.


Türban konusu


Deniz Baykal, cumhurbaşkanının eşinin başının kapalı olması konusunda da, "Kılık kıyafet belirleyici bir unsur değil. Kafasının içi konusunda güven veren herkes olabilir. Kılık kıyafet, eşiyle ilgili şart koşmuyorum. Kendi siyasi çizgisiyle güven veren herkes, Anayasal şartları yerine getiriyorsa olabilir" dedi.
 

Bugün kendisinin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın politikaya girmesinin önünü açmakla suçlandığını kaydeden Baykal, "Ben bu mücaledeyi verirken, hiçbir zaman, en küçük bir unsur olarak dikkate almadım; 'Eşi acaba başını örtüyor mu' duygusu içinde konuya bakmadım" diye konuştu.


Seçim sonucu Gül'ü mü işaret etti?
 

CHP lideri, 22 Temmuz genel seçimlerinin sonuçlarının Gül'ü Köşk'e yaklaştırdığı şeklinde yorumlanmasını da yanlış bulduğunu söyledi.
 

Baykal, "Milli irade TBMM'yi belirledi (...) TBMM, Sayın Gül dışında bir cumhurbaşkanının yetkisini ortadan mı kaldırdı? Böyle bir mecburiyet, mahkumiyet mi var? Bu seçimden sonra demokratik kimliğini koruyarak bir belirleme yapamaz mı? (...) Meclis kimi isterse seçer. Meclis Türkiye'nin yararına bir seçim yapsın, inatlaşma kurbanı olmasın" dedi.


Baykal, Erdoğan'ın da tereddütleri olduğunu, bu nedenle kesin bir açıklama yapmaktan kaçındığını söyledi. CHP lideri, Erdoğan'ın seçim gecesi yaptığı "Bize oy vermeyenlere büyük saygı duyuyoruz" sözlerini hatırlatarak, Erdoğan'ın kafasında soru işaretleri olduğu yorumunu yaptı.
 

Baykal, Köşk için 3-4 kişinin aday gösterilmesine de tepki göstererek, "Bu tiyatro niye" diye sordu.


"Ordu hedef oldu"
 

Deniz Baykal, gelinen noktada askere, anayasal kurumlara, üniversiteye anlayışın sağlıklı bir noktada olmadığını vurguladı. Baykal, siyasetçilerin TSK'yı "şamar oğlanı" haline getirme çabalarından uzak durmaları gerektiğini söyledi.
 

Son dönemde "Silahlı Kuvvetler'e haddinin bildirilmesi gerektiği" noktasında giderek medyada kök salan bir yaklaşım ortaya çıktığını belirten Baykal, "Üstelik bu, Silahlı Kuvvetler'in geçmiş performansının çok ötesinde, çok düşük profilli, Türkiye gerçeklerini zaman zaman anlatma gereği duyan bir ihtiyaç karşısında sergileniyor" dedi.
 

Aklı başında olan herkesin TSK'nın eskisi gibi bir "müdahale" anlayışı içinde olmadığını bilebileceğini söyleyen Baykal, ordunun tedirginliklerinin ise bir kaynağının olduğunu ifade etti.
 

Baykal bu tedirginlikleri; laik çizgiye yönelik olumsuzluk ortaya çıkması, ulusal bütünlük konusundaki duyarlılık, eyalet sistemi gibi öneriler, terör karşısındaki yaklaşım olarak sıraladı.
 

TSK'nın "doğrudan müdahale" planları yaptığı dönemde bile bu düzeyde suçlanmadığını söyleyen Baykal, günümüzde ise hedef haline dönüştürüldüğünü, bunun sağlıklı olmadığını belirtti.

Baykal'dan uzlaşı vurgusu

bayakalhbr0108 CHP lideri Deniz Baykal, cumhurbaşkanının uzlaşmayla seçilmesi görüşünü yineledi. Baykal, cumhurbaşkanlığı seçiminin bir partinin iç işi olmadığını vurgulayarak, bunun bütün Türkiye'yi aynı derecede ilgilendiren bir konu olduğunu söyledi.


CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK) yarın yapılacak olan Parti Meclisi (PM) toplantısı öncesinde, genel seçim sonuçlarını değerlendirdi. Toplantıda cumhurbaşkanlığı seçimi süreci de gündeme geldi.


CHP lideri Baykal, "Kim cumhurbaşkanı olursa olsun, bizi ilgilendirmez" denilemeyeceğini ifade ederek, Anayasa'ya uygun, ülke yararlarına sahip çıkacak milli temsil şansını taşıyan bir cumhurbaşkanın seçilmesinin herkesin ortak görevi olduğunu vurguladı.


Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın bu konuya ilişkin olarak seçim öncesinde dile getirdiği "uzlaşma" anlayışının gerçekleşmesini beklediklerini kaydeden Baykal, "Uzlaşma angajmanının teyidini ve bu konuda bir adım atılmasını bekliyoruz. Bu doğrultuda bir girişim olmasını memnuniyetle karşılarız ve iyi niyetle katkı yapmaya çalışırız" dedi.


Olağan kurultay takvimi


Bu arada toplantıda, seçim sonuçları değerlendirilirken, bazı MYK üyelerinin örgütlenmeyle ilgili eksikliklerden söz ettiği ve bunun tartışmaya yol açtığı öğrenildi.


PM'nin yarın yapılacak toplantısında da bazı üyelerin seçim sonuçları nedeniyle MYK'da kapsamlı bir değişiklik yapılması yönünde talepte bulunmaları bekleniyor.


Ancak CHP Genel Başkanı Baykal'ın olağan kurultay öncesinde kısmi, ya da kapsamlı bir değişime sıcak bakmadığı, süreci hızlandırarak, olağan kurultayın 2008 yılının ilk aylarında gerçekleştirilmesini ve yönetim kademesindeki değişikliğin burada yapılmasından yana olduğu belirtiliyor.

300 CHP'liden Baykal'a istifa çağrısı

baykalllt1l Seçim sonuçlarının ardından CHP'de gerilimli günler yaşanıyor. Ankara'da CHP Genel Merkezi önünde protesto gösterisi yapan yaklaşık 300 partili, Genel Başkan Deniz Baykal'ı istifaya çağırdı.


Aralarında Antalya, Adana, Konya il örgütlerinin de bulunduğu yaklaşık grup otobüslerle Ankara'ya gitti.
 

CHP Genel Merkezi önünde toplanan partililer, Genel Başkan Deniz Baykal'ın istifasını isteyerek, protesto sloganları attı.
 

Genel Merkez'in önünde eylem yapılacak alanda CHP'li Çankaya Belediyesi'ne ait çok sayıda çöp kamyonunun bulunması partililerin tepkisini çekti.
 

Protestocular adına konuşan eski CHP Gençlik Kolları Genel Başkanı Erhan Baydar, "Baykal'ın söylediğinin aksine örgütün istifa talebi vardır. Örgüt buradadır. Kongre süreci de derhal başlatılmalıdır " dedi. 
 

Muhalifler basın açıklamasının ardından Genel Merkez'in önünden ayrıldı.
 

"İstifa et" sesleri sürüyor


22 Temmuz seçimlerinde CHP'nin aldığı oy muhaliflerin sesini yükseltmesine neden olmuş ve seçimlerin ertesi günü İstanbul'da Şişli Belediyesi önünde toplanan yaklaşık 300 kişi ''Baykal istifa, Sarıgül göreve'' sloganları atmıştı.
 

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal da seçimden 2 gün sonra sessizliğini bozmuş ve düzenlediği basın toplantısında istifa etmeyeceğinin sinyalini vermişti. Baykal'a göre partisi oyunu artırdı, AKP'nin oy artışında ise merkez sağın etkisi oldu.
 

Baykal'ın basın toplantısı düzenlediği saatlerde Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül'ün İran caddesindeki ofisinde toplanan CHP'li muhalifler Baykal'ı istifaya çağırmıştı.
 

Eski CHP Genel Sekreteri Adnan Keskin, 'Baykal'ın halk tarafından samimiyetsiz bulunarak reddedildiğini' öne sürmüştü.
 

Toplantı sonrası açıklama yapan Hikmet Çetin de, "Hiç kimsenin Atatürk'ün partisine bunu yaşatmaya hakkı yok. Parti hiç kimsenin özel malı değildir" demişti.
 

Çetin, "Dört seçimdir yönetim başarısızlıkla karşı karşıya. Dünyanın hiçbir yerinde dört defa seçimde zaferle çıkamayan bir yönetimin kaldığı görülmemiştir" ifadesini kullanmıştı.

FLAŞ.. CHP'de şok istifalar

chCHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK) üyelerinin istifalarını, Genel Başkan Deniz Baykal'a sunduğunu açıklandı


CHP’de Merkez Yönetim Kurulu üyeleri istifa etti.İddiaya göre ’Şimdilik göreve devam edin’ diyen Genel Başkan Baykal, 2 Ağustos’ta yapılacak Parti Meclisi toplantısında istifaları yürürlüğe sokacak ve yeni bir yönetim kadrosu oluşturacak


Seçimde aradığını bulamayan CHP dün son yıllardaki en uzun Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplantısını gerçekleştirdi. 7 saatlik toplantı sonunda tüm MYK üyeleri Genel Başkan Deniz Baykal’a istifalarını sundu. Baykal istifaları “Şimdilik göreve devam etmenizi istiyorum” diye karşıladı. MYK’da söz alan üyelerin tümü Baykal’ın istifasına karşı görüş belirtti.


CHP yeniden yapılanacak


Toplantıdan sonra Genel Başkan Yardımcısı Eşref Erdem şu açıklamayı yaptı: “İki komisyon kurulmasına karar verdik. Biri seçim sonuçlarının tahlil edecek olan komisyon. Diğeri ortaya çıkan tablo karşısında CHP’nin yeniden yapılanmasını sağlayacak komisyon olacak. MYK üyelerinin tamamı istifalarını genel başkanımıza iletti. Genel Başkanımız da ’Bu aşamada görevi sürdürmenizi istiyorum’ dedi.”


MYK üyelerinin istifalarını “şimdilik kaydıyla” kabul etmeyen Baykal, Kurultay’dan sonra CHP’nin en yetkili organı Parti Meclisi’ni 2 Ağustos’ta toplantıya çağırdı. Baykal’ın istifaları Parti Meclisi’nde yürürlüğe sokacağı ve yeni yönetim kadrosunu oluşturacağı belirtiliyor. Böylece CHP lideri kan değişimi yaparak yoluna devam edecek.


Hedef Genel Sekreter Sav


CHP kulislerinde Parti Meclisi toplantısında Genel Sekreter Önder Sav’a yönelik bir operasyon yapılacağı iddia ediliyor. Parti Meclisi’nde Sav’ın etkinliğinin partideki diğer ekip olan Eşref Erdem’e oranla zayıf olduğu belirtilirken; Sav’ın kaderinin Baykal’a bağlı olduğu ifade ediliyor. Seçimlerde güneydoğuda düşük oranda oy alarak Meclis dışı kalan 4 MYK üyesinden bazılarının da değişebileceği öne sürülüyor.


Toplantıda, CHP’nin Güneydoğu Anadolu’da aldığı çok düşük oy oranları da masaya yatırıldı. Üyeler bu sonuçta CHP’nin terör söyleminin çarpıtılarak “CHP sanki Kürtlere karşı” şekline dönüşmesinin etkili olduğunu savundular. Bu çarpıtmanın AKP ve DTP işbirliği ile kampanyaya dönüştüğünü öne sürdüler. Baykal’ın ise “Kürt vatandaşlarımızla sorunumuz yok. Terör engellenemezse bölge kaybeder. Türkiye kaybeder. Söylemek istediğimiz buydu” dediği öğrenildi.


Gül kabul görmez


Bu arada Erdem açılması sırasında muhaliflerin Baykal’a yönelik “Siyaseti bırak” çağrısına da yanıt verdi: “Bu arkadaşların bir kısmı CHP üyesi bile değil. Hikmet Çetin, Mehmet Moğultay, Onur Kumbaracıbaşı parti üyesi değil. Sarıgül ihraç edildi. Seçim öncesi CHP’ye katkı vermeyen, hatta bir kısmı oy vermeyen bu isimlerin ’istifa et’ demeye hakları yoktur. ” Erdem, cumhurbaşkanlığı konusunda ise “Gül, net olarak adayım demedi. Gül’ün adaylığı bizim tarafımızdan kabul görmez” dedi.


Özkan’dan ziyaret


MYK toplantısının ardından Baykal’ı Kanaltürk TV’nin kurucusu Tuncay Özkan ziyaret etti. Özkan’ın ziyaretinin Baykal’a destek amaçlı olduğu ifade edildi. 

CHP'de Livaneli'nin üzerine çarpı

Zlivaneli2 CHP’nin resmi internet sitesi olan www.chp.org.tr adresinde eski milletvekilinin fotoğrafının üzerine çarpı işareti atıldı. Genel Başkan İletişim Koordinatörü Baki Özilhan adına yapılan yalanlamanın da eklendiği fotoğraf hala sitede yer alıyor. İşte sitede yer alan açıklama ve fotoğraf:


-» Z.LİVANELİ’NİN “BAYKAL, ERDOĞAN BAŞBAKAN OLMADAN VE SEÇİM ÖNCESİ ONUNLA GÖRÜŞEREK, ANLAŞTI”İDDİASI YALANDIR 24-07-2007 


-“Genel Başkan Baykal, ne seçim öncesinde ve ne de Sayın Erdoğan Başbakan olmadan önce, ne Beylerbeyi’nde, ne de başka bir yerde Sayın Erdoğan ile herhangi bir görüşme yapmamıştır. Bu tamamen yalandır”


İletişim Koordinatörlüğü (Ankara)-Genel Başkan Deniz Baykal, ne seçim öncesinde ve ne de Sayın Erdoğan Başbakan olmadan önce, ne Beylerbeyi’nde, ne de başka bir yerde, Sayın Erdoğan ile herhangi bir görüşme yapmamıştır. Bu tamamen yalandır.


Zülfü Livaneli’nin Vatan Gazetesi’ndeki köşesinde Genel Başkan Sayın Deniz Baykal’ın, Tayyip Erdoğan’la Beylerbeyi’nde, seçim öncesinde ve Başbakan olmadan önce gizlice buluştuğu ve bir anlaşma yaptığı iddiası tamamen yalandır, gerçekdışıdır


CHP Genel Başkan Deniz Baykal, ne seçim öncesi ve ne de Sayın Erdoğan Başbakan olmadan önce, ne Beylerbeyi’nde, ne de başka bir yerde AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ile herhangi bir görüşme yapmamıştır. Böyle bir görüşme yapılmadığı için, Sayın Erdoğan’ın ne hukuki durumu, ne de özel konumuna ilişkin bir değerlendirme de yapılmamıştır.


Genel Başkan Sayın Baykal’ın, Sayın Erdoğan Başbakan olduktan sonra yaptığı görüşmede ise, Erdoğan Başbakan olduğu için hukuki durumuyla, özel konumuna ilişkin bir görüşme yapılması zaten sözkonusu olamaz. Çünkü, Erdoğan artık Başbakandır. Genel Başkan Sayın Baykal’ın Başbakan olarak Erdoğan ile yaptığı görüşmede Erdğan’ın hukuki ve özel durumu değil, ülke sorunları, Türkiye’nin karşı karşıya bulunduğu sıkıntılar ve İktidar ile Anamuhalefet partisi ilişkileri ele alınmıştır.


Saygı ile bilgilerinize sunulur.


Baki Özilhan


Genel Başkan İletişim Koordinatörü
 

CHP'de hazin manzara

260720070155595468907

Vatan Gazetesi tazarı Zülfü Livaneli, CHP Lideri Deniz Baykal'ın yalan söylediğini iddia etti. İşte Livaneli'nin bugünkü köşe yazısı:

Manzara 1

2002 seçimlerinden hemen sonra, karlı bir kış günü. Öğleden sonra saat 3.

Beylerbeyi’ndeki Bosphorus Balık Lokantası’na iki araba yanaşıyor. Arabalardan birinde Deniz Baykal ve Bülent Tanla var, ötekinde Tayyip Erdoğan ve Haluk Örgün.

Deniz Baykal, Bülent Tanla’nın Audi marka otomobiline binerken nereye gideceklerini söylemiyor. Arabaya bindikten sonra gizli bir buluşmaya gittiklerini açıklıyor.

İki genel başkan lokantada buluşup üst kattaki bir odaya çıkıyorlar. Orada kendilerine yemek servisi yapılıyor. Sonra saatlerce baş başa kalıp konuşuyorlar. Bu buluşmadan ne CHP organlarının haberi var ne kamuoyunun.

Konuşma akşam saatlerine kadar sürüyor. Hatta o akşam saat 9.30’da Eresin Otel’deki bir toplantıya katılması gereken Tayyip Erdoğan, oraya ancak 10.30’da varabiliyor.

Baykal, geldiği gibi gizlice ayrılıyor buluşmadan. Daha sonra kamuoyuna söz verdiği dokunulmazlık şartını öne sürmeden, Erdoğan’a koşulsuz başbakanlık yolunu açıyor.

Manzara 2

Benim yeni öğrendiğim bu bilgiyi yazmamdan sonra, 24 Temmuz 2007 tarihinde CHP resmi bir açıklama yapıyor ve diyor ki:

“Genel Başkan Deniz Baykal ne seçim öncesinde ve ne de Sayın Erdoğan Başbakan olmadan önce, ne Beylerbeyi’nde ne de başka bir yerde Sayın Erdoğan ile herhangi bir görüşme yapmamıştır. Bu tamamen yalandır.”

Manzara 3

Hürriyet Gazetesi bu görüşmenin yapıldığı lokantanın fotoğrafına varana kadar birçok detayını açıklıyor. Şamil Tayyar, Star’daki köşesinde ayrıntılarını yazıyor.

Manzara 4

19 Aralık 2002.

Mehmet Sevigen’in evinde Baykal dokunulmazlıkların kaldırılması şartını geri çekme gerekçesini şöyle açıklıyor: “İki ay dayanamazlar. Dışarıda efsane olarak kalacağına gelip Meclis’te perişan olsunlar.”

Manzara 5

24 Temmuz 2002

Deniz Baykal basın toplantısında diyor ki: “İki ay sözünü söylemedim. Bu tehlikeli bir çarpıtmadır.”

Manzara 6

Aynı akşam Habertürk televizyonu:

Profesör Yaşar Nuri Öztürk diyor ki: “Livaneli’nin anlattıkları tamamen doğrudur. Baykal’ın dokunulmazlık şartını kaldırması hepimizi şaşırmıştı. Daha sonra bunun Beylerbeyi’ndeki gizli görüşmede verilen sözlerle ilgili olduğunu anladık.”

Manzara 7

25 Temmuz Hürriyet Gazetesi:

Bülent Tanla: “Livaneli’nin anlattıkları doğrudur. Konuşmalar böyle geçmiştir.”


***

Koskoca parti resmi açıklamayla yalan söyleme durumunda kalıyor. Ne hazin manzara!

Bazı okurlara not:

Ankara buluşmasını, CHP’nin içinde bulunduğu durumu, Erdoğan’la Baykal arasında bir anlaşma olduğunu defalarca yazdım, söyledim, anlatmaya çalıştım. Gazete manşetlerinden ve televizyon programlarından hep bunu haykırdım. Yıllarca sizi uyarmaya çalıştım ama aranızda bazıları duymadı. Şimdi bana “Niye bunca yıl sustun?” diye sormayın lütfen.

Hiç olmazsa YouTube’a girip benim televizyon konuşmalarımdan birini dinleyin.

http://www.youtube.com/watch?v=DijmoCRGBYA

Hani Hristiyan’ın biri gidip bir Yahudi’ye tokat atmış. Sonra şaşkın şaşkın kalakalan adama “Siz İsa Peygamber’i çarmıha gerdiniz!” demiş. Yahudi “Ama o iki bin yıl önceydi!” deyince de “Ama ben yeni duydum!” cevabını vermiş ya; bazı okurlarımızın soruları bana bu fıkrayı hatırlatıyor.

Yazıda “Daha önce defalarca söyledim!” diyorum. Altına gelen yorumda “Niye daha önce söylemedin?” diye soranlar çıkıyor.

Bu kadar algılama güçlüğü mümkün olmadığına göre, herhalde bu kişiler kötü niyetli bir kampanyanın parçası.

İkinci not:

Ben Tayyip Erdoğan’ın yasağı niye kaldırıldı diye sormuyorum. Parti içi demokrasiyi yok eden ve diktatör gibi yöneten Baykal, Tayyip Erdoğan’a karşı özel bir şefkat duymuş olabilir ama burada soru şu: Niye gizli görüşmeler yoluyla dokunulmazlık şartı kaldırıldı?

Niçin iki ay sonra çökerler gibi yanlış bir teşhiste ısrar edildi?

Üçüncü not:

Ben, hiçbir siyasi amaç taşımadan vicdanımın emrettiği tanıklık görevimi yerine getirdim.

Bundan sonra -eğer bir saldırı ve tahrifat olmazsa- bu konuda yazmak da istemiyorum.

Çünkü artık siyaset bataklığının pis kokuları arasında, temiz kalarak yüzmeye çalışmak gibi bir imkânsız çaba peşinde değilim.

Baykal kamuoyunun önüne çıktı

baykal CHP lideri Baykal seçimlerden iki gün sonra ilk kez konuştu ve CHP'nin oy oranını artırdığını ancak sonuçların tatmin edici olmadığını söyledi. Baykal "medya heyecan arıyor, partililer istifamı istemiyor" dedi.
     

Baykal'ın halen süren basın toplantısında söyledikleri şunlar:
     

"Daha önce planladığım ve sizlere de ifade ettiğim gibi seçimlerin üzerinden iki gün geçtikten sonra değerlendirme yapmak için huzurlarınızdayım.
     

Seçimler AKP'nin ikinci bir dönem daha tek başına hükümet kuracak çoğunluğu almasıyla sonuçlanmıştır. Seçim sonuçları dolayısıyla AKP'yi kutluyorum, sonuçların hayırlı olmasını ve AKP'ye başarılar diliyorum.
     

Milletimizin kararı hepimizin için büyük değer taşır, kararı saygıyla karşılıyoruz, sonuçları önümüzdeik dönemde hep birlikte değerlendireceğiz. Milletin iradesini temel alarak önümüzdeki döneme bakacağız.
     

Bu seçim dönemine gelinceye kadar CHP muhalefette çok ciddi bir görev yapmıştır, ülkemizin menfaatlerini, ulusal çıkarlarını, cumhuriyetimizin birikimlerini savunan, etkin bir çalışma yürütmüştür. Muhalefette yaptığımız çalışmalarla hepimiz iftihar ediyoruz. Türkiye'nin tarihi rotasını sahiplenen, sapmaları önleyen bir görev yapmıştır.
     

Önümüzdeik dönemde de CHP'nin çalışmalarına ülkemizin büyük ihtiyaç duyacağına hiç kuşkum yoktur, CHP ülkenin siyasal sigortası konumundadır. CHP'nin çalışmalarına önümüzdeki dönemde belki daha da çok ihtiyaç hissedilecektir. Bu bilinç ve anlayış içerisinde önümüzdeki dönemde görev yapacağız.
     

Seçim sonuçları hiç kuşku yok bizim açımızdan tatmin edici değildir. CHP'nin 2002'de elde ettiği oy oranını 1,5 puan artırmış olması bizim için yeterli değil. Sonuçların altında hangi toplumsal dinamiklerin yattığını, hangi siyasal şartların buna yol açtığını ve siyasal tabloyu şekillendiren uygulamaların neler olduğunu önümüzdeki dönem içinde inceleyeceğiz. Bu konuda en iyi şekilde kavramaya çalışacağız. Anlaşılması gereken bir tablodur.
     

Bu seçimi hazırlayan süreçleri ortaya koymamız gerekiyor. Türkiye'de nasıl yeni yapılanmaların neye bağlı olarak ortaya çıktığını hep beraber inceleyeceğiz. Bunun ötesinde CHP olarak arzu ettiğimiz kadar artış sağlayamamız olmamızın bizimle ilgili nedenlerini de araştıracağız. Bunun için ciddi bir çalışma başlatacağız. CHP'nin hedefleri ve politikaları konusunda hiçbir kuşkumuz yok. Bu hedefleri ve politikaları günün değer yargıları ışığında daha geniş bir destek sağlayacak şekilde ortaya koymamızın gerekleri nelerdir, bunu araştıracağız. Buradan sonuçlar ve dersler çıkaracağız.
     

CHP'nin sürekli bir yenilenme içerisinde önümüzdeki dönemde yeniden yapılanması için elimizden geleni yapacağız.
     

Bir şeyden hiç kuşku duymuyoruz, CHP doğru hedefler için doğru çalışmalar yapmıştır. Geride bıraktığımz seçim döneminde CHP olarak güzel bir çalışma yaptığımızı düşünüyoruz. Bu çalışmaya katkı veren herkese yürekten teşekkür ediyorum. Türkiye'nin bu ortamında seçimlerde CHP'nin oylarını 1 milyon 200 bin artırmış olmasının bizim için çok büyük değeri vardır. Her bir oyun bizim için değeri ölçülemez. Bize oy veren vatandaşlara yürekten teşekkür ediyorum. Oyların siyasal mesajını sahipleneceğiz ve savunacağız.
     

Seçim kampanyasının sonunda vatandaşlarıma ve ülkemize yeni dönemde de Türkiye'nin siyasi dengelerinin bir karşılıklı diyalog ve uzlaşma içerisinde, ülkenin ortak yararlarını, Anayasa'nın özünü sahiplenerek karşılıklı uzlaşmaya açık duracağız. Uzlaşmamızın temelinde Anayasa'nın özü yatar.
     

Söyleyeceklerim bunlardır, CHP görevine devam edecektir."

"Baykal, Erdoğan'la gizli anlaşma yaptı"

baykalerdoğan Deniz Bey, o fotoğrafı çıkarıp bakmanın zamanı geldi! / Z. Livaneli
     
Vatan Gazetesi yazarı Zülfü Livaneli, bugünkü köşe yazısında CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ile ilgili ortaya şok bir iddia ortaya attı. 2002 seçimlerinden sonra Deniz Baykal ile Recep Tayyip Erdoğan'ın Beylerbeyi'nde gizlice buluştuğu iddiası Ankara kulislerini de hareketlendirdi. İşte Livaneli'nin bugün yayınlanan ve çok tartışılan yazısından bir bölüm:

"Seçimler öncesi CHP’ye zarar vermemek için bildiğim birçok konuyu içime gömerek sustum, bundan sonra da bu parti ve liderine ilişkin hiçbir şey yazmayacağım.
     
Çünkü bir faydası olacağına inanmıyorum.
     
Ama bu konudaki son yazımda size bir tanıklığımı aktarmak zorundayım.
     
Bunu bir borç olarak görüyorum:
     
***
Deniz Bey lütfen hatırlayın:
     
19 Aralık 2002 tarihinde karlı bir Ankara gününün akşamında Mehmet Sevigen’in evindeydik.
     
Ben Cumhurbaşkanı ile görüşmeden geliyordum.
     
Abdullah Gül Başbakandı, Tayyip Erdoğan’ın ise Meclis’e girme umudu kalmamıştı.
     
Cumhurbaşkanı Sezer bir gün önce, Tayyip Erdoğan’ın “milletvekili olmadan başbakan olma'' önerisini reddetmişti.
     
Türkiye’nin kaderi o akşam o evde değişti, çünkü siz “Tayyip Erdoğan başbakan olacak!'' diye tutturdunuz.
     
Sizi “Çok tehlikeli bir oyun bu!'' diye uyaran parti dışından önemli şahsiyetlere kızdınız, “Hayır!'' dediniz “İki ay dayanamaz. Göreceksiniz iki ay dayanamaz.'' Sizin bu iddianıza karşılık ben ne dedim: “Erdoğan herhangi bir kişi değil, bütün tarikatların birleşerek Erbakan’ın yerine seçtiği siyasetçi; arkasında Amerika, Avrupa desteği de var. Program Türkiye’yi ılımlı İslam cumhuriyeti yapma programı. Sizin dediğiniz gibi iki ayda gitmeyecek; tam tersine, bu odada bulunan herkesin siyasi hayatını bitirecek.'' İki ay dayanamaz iddianızı, “görüşleri gereği IMF ile anlaşma yapmaz, ekonomiyi zora sokar ve dayanamazlar.'' tezine oturttunuz.
     
Ama bunların hepsi bahaneydi çünkü siz iki partili rejimin işinize yaradığını anlamış ve seçim sonuçlarına sevinmiştiniz. Çünkü size ana muhalefet partisi lideri olmak ve soldaki rakiplerinizi yok etmek yetiyordu. Bu iş birliğini daha sonra da sürdürdünüz.
     
O zaman ben sizin Tayyip Erdoğan’la seçim öncesinde Beylerbeyi’nde gizlice buluştuğunuzu ve bir anlaşma yaptığınızı bilmiyordum.
     
Bu gecenin tanıkları var: Önder Sav, Eşref Erdem, Mehmet Sevigen, Bülent Tanla, Yaşar Nuri Öztürk.
     
Belki bazıları sizden korkar ve tanıklık etmez ama bir kısmı da bu sözlerin doğru olduğunu açıklar. Yani tanıklar var. Ötekiler de söylemese bile içten içe bunun doğru olduğunu bilir. Siz de bilirsiniz.
     
Tartışmanın sonunda dediniz ki: “Bu gece birbirimizin fotoğrafını çektik. İki ay sonra çıkarıp bakalım. Ama rotuş yapmadan. Hangimiz haklı çıkmışız?'' Şimdi, 2007 seçimlerinin ardından o fotoğrafı cebinizden çıkarıp bakın Deniz Bey.
     
Ve düşünün; Meclis grubunda “Erdoğan’ı başbakan yapıyor diyorlar. Evet yapıyorum. Var mı itirazı olan!'' diye bas bas bağırmanıza değdi mi?
     
Erdoğan’la Beylerbeyi’nde gizlice buluşmaya ve size oy veren milyonları hiçe sayarak gizli anlaşmalar yapmanıza değdi mi? (Deniz Bey, biliyorsunuz ki bu gizli buluşmanın da tanığı var.)
     
Başbakan olmak, elbette Erdoğan’ın demokratik hakkıdır. Ama bunun için olağanüstü çaba harcamak CHP’nin birinci görevi değildir. Üstelik dokunulmazlık kaldırılmadan.
     
Bir milletvekilinin mazbatasını iptal ettirip, Anayasa’yı değiştirip, grubu baskı altına alıp, Siirt seçimlerini es geçip Erdoğan’ı meclise sokmak ve dokunulmazlık zırhına kavuşturmak için verdiğiniz canhıraş çabanın yüzde birini partiniz için verseydiniz sonuç bambaşka olurdu.
     
Size o gün söylediğim gibi, Türkiye’nin kaderini değiştirdiniz.
     
Deniz Bey; sözlerimde en ufak bir çarpıtma varsa çıkıp söyleyin. “Öyle değildi. Böyle konuşmadık.'' deyin.
     
Genel Sekreterinizin ve en yakınlarınızın tanık olduğu bu konuşmayı inkâr edin.
     
Ya da başınızı önünüze eğin ve tarihin hakkınızda vereceği yargıyı düşünün.."

CHP'de "istifa" sessizliği...

öndersav Genel seçimlerin ardından ortaya çıkan tabloyu değerlendiren CHP Genel Sekreteri Önder Sav, ''Henüz Baykal ile görüşmedik. Bir değerlendirme yapacağız'' dedi.


CHP Genel Merkezi'nde, bazı partililerin "Baykal istifa" sloganları arasında gazetecilere açıklama yapan Sav, bir gazetecinin "Avrupa'da sosyal demokratlar seçim kaybedince istifa ediyorlar siz de böyle bir geleneği başlatmayı düşünüyor musunuz?" sorusuna, "Bu genel sekreter olarak benim yanıtlayacağım bir soru değildir. Elbette yetkili organımız seçim sonuçlarını değerlendirecektir" yanıtını verdi.
 

"Partimiz sonucu ders olarak algılamıyor" diyen Sav, "Demokrasiler, demokratik yarışlar, sonuçları itibariyle ülkemize, her siyasi partiye bir mesaj niteliğindedir. Bizde böyle bir sonucu demokrasinin bir gereği olarak algılıyoruz. Seçmenimizin bize verdiği görevin anlamını takdir ediyoruz, değerlendiriyoruz. Bu anlam doğrultusunda bize verilen ana muhalefet partisi görevini sürdüreceğiz" dedi.
 

Demokrasilerde, siyasette başarıyı da olgunlukla karşılamak gerektiğini söyleyen Sav, "Başarısızlığın da siyasi partilere bir anlamı vardır, bu anlam doğrultusunda CHP olarak biz de gereğini düşüneceğiz" diye konuştu.
 

Sav, olağanüstü bir kurultayın söz konusu olup olmadığı yönündeki bir soruyu yanıtlarken de, bunun partinin yetkili organlarının alacağı karara bağlı olduğuna işaret etti.
 

CHP kanadından bir diğer açıklama da Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen'den geldi. Öymen, "Vatandaşlarımızın geniş kesimlerinin bu kadar sıkıntı çektiği bir dönemde bu iktidar partisi oylarını artırabiliyorsa bunda rasyonel olmayan bazı sebepler aramak gerekir" dedi.
 

Öymen, CHP'nin Türkiye genelinde oylarını koruduğunu, hatta artış sağladığını fakat AK Parti'nin oylarında büyük sıçrama meydana geldiğini söyledi.
 

"Bunun belki de en önemli sebeplerinden biri merkez sağda yaşanan çöküntü olmuştur" diyen Öymen, uzun yıllardır Türk siyasi hayatında önemli rol oynayan, iktidar görevi yapan ve daima yüksek oy alan bir siyasi partinin bu oylarını çok büyük ölçüde kaybetmiş olmasının Türk siyasi hayatındaki dengeleri de değiştirdiğini ifade etti.
 

Öymen, CHP yönetimi olarak, seçim sonuçları kesinleştikten sonra bütün bunların değerlendirmesini yapacaklarını ve kamuoyuna gerekli açıklamalarda bulunacaklarını belirtti.
 

"AK Parti'nin uzlaşma araması gerekir"
 

"Biz umuyoruz ki iktidar partisi geçen dönemdeki yanlışlarından gerekli ders almış olsun, uzlaşmacı bir siyaset benimsesin" diyen Onur Öymen, "Eğer iktidar muhalefetin görüşlerine kulak verirse, Türkiye'nin çıkarına olan konularda muhalefetle işbirliği yaparsa, özellikle Cumhurbaşkanı seçiminde gerçekten uzlaşıcı tavrı izlerse bundan Türkiye kazanır. Ama katı, bağnaz, Anayasa'mızla, Cumhuriyet ilkelerimizle, laiklikle, Atatürk devrimleriyle bağdaşmayan bir görüşün savunucu olmayoluna girerse gayet tabii ki muhalefet olarak bütün gücümüzle bunu engellemeye çalışacağız" şeklinde konuştu.
 

Genel Merkez önünde gerginlik
 

CHP Genel Merkezi önünde seçim sonuçlarını protesto edince partililerin müdahalesiyle karşılaşan bir genç, polis ekiplerince karakola götürüldü.
 

Genel Merkez önünde seçim sonuçlarını izlemek üzere toplanan partililer arasında tartışma yaşandı. İsminin Bulut Yıldırım olduğu belirtilen bir genç, elinde "Bilsem tatilimi yapardım-Baykal istifa" yazılı dövizle seçim sonucunu protesto etti.
 

Bazı partili gençler protestocu Bulut Yıldırım'a müdahale ederek Genel Merkez bahçesi dışına çıkardı. Burada tartışma sürerken genel merkez önünde bekleyen çevik kuvvet ekipleri Bulut Yıldırım'ı alarak bina önündeki güvenlik kulübesine götürdü.


Protestocu genç daha sonra da polis ekiplerince karakola götürülmek üzere polis minibüsüne bindirildi. Bu arada Bulut Yıldırım'ı tanıdığını belirten bir vatandaş, babasının milletvekili aday adayı olduğunu ancak listede yer alamadığını söyledi.
 

AK Parti bayrakları ve balonlarla süslenmiş bazı araçların CHP Genel Merkezi'nin bulunduğu Anadolu Bulvarı'ndan korna çalarak geçtikleri görüldü.

Erzurum'da Baykal'a yumurta attılar

sonsiy02 CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’a Erzurum’da ‘Sayın Baykal seni sandığa gömeceğiz’, ‘Fethullah Gülen’in memleketinden Baykal defol’ pankartları açan ve kürsüye yumurta atan 9 kişi güvenlik görevlileri tarafından gözaltına alındı.
     

Iğdır’dan helikopterle Ağrı’ya, buradan özel uçakla Erzurum’a gelen CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ı havalimanında CHP Milletvekili Bayram Meral, Erzurum milletvekili adayları ve kalabalık bir partili topluluğu karşıladı. Emniyet Müdürü Kamil Çolak da alanda bulundu. İstasyon Meydanı’nda yaklaşık 2 bin kişinin katıldığı sağanak yağmur altında geçen Erzurumlu sanatçı İbrahim Erkal’ın konserinden sonra CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Sevigen “Bir de Deniz Baykal’ı denemeye var mıyız?'' anonsu yaptı. Platforma çıkan CHP Lideri Baykal vatandaşlarla birlikte 10’uncu Yıl Marşı’nı söyledi.
     
     
BİLDİRİ DAĞITANLARA GÖZALTI

     
Tam bu sırada ‘Sayın Baykal seni sandığa gömeceğiz’, ‘Fethullah Gülen’in memleketinden Baykal defol’ pankartları açan 2 kişi, kürsüye yumurta attı. Polis kimlikleri henüz açıklanmayan bu kişileri gözaltına aldı. Mitingi izliyen bir grup tarafından, altında ‘Haydari Keray’ imzası taşıyan ve ‘Anadolu insanını inanç ve fikrine, hürriyetine, darbecilerin siyasi fantazilerine kurban eden Baykal’ın namert sesinin Erzurum’dan yankılanmasına müsade etmeyin’ yazılı bir bildiri dağıtılmaya başlandı. Miting alanında bulunan Güvenlik Şube Müdürlüğü ekipleri, Baykal’ın konuşması sırasında bildiri dağıtan 7 kişiyi daha gözaltına aldı. Polisler, yaka- paça eylemcileri miting alanından uzaklaştırırken, “Erzurumluları hiçbir siyasi parti ayrımı gözetmeden içten selamlıyorum'' diyen Deniz Baykal, 22 Temmuz’dan sonra Başbakan’ın değişeceğini öne sürdü.
          

MİLLİ MÜCADELE VE ERZURUM

     
Seçim kampanyası sırasında memleketi Antalya’ya gitmediğini ama Erzurum’a gelmeyi önemli saydığını anlatan Baykal, şöyle konuştu:
     

“Çünkü ben Erzurumluyu severim. Erzurumlu’nun nasıl vatansever olduğunu, bu milletin mayası olduğunu çok iyi bilirim. Bugüne kadar Erzurum’dan yeteri kadar destek alamadık ama, bu desteği almak için üzerime düşen görevi yapmayı bilirim. Sadece kongre yapıldığı için değil, ama Erzurum halkı bizim bağımsız bir devlet olarak yaşama irademizi ilk yürürlüğe koyan halktır. Daha devlet kurulmadan, daha ordu oluşmadan, daha meclis açılmadan Erzurum bağımsızlık mücadelesi vermiştir. Erzurum önce kendisini kurtarmıştır, sonra Türkiye’yi kurtarma mücadelesine omuz vermiştir. Türkiye’de milli mücadele tam başlamadan, ordu kurulmadan, devlet oluşmadan ‘ben düşmana teslim olmam’ diyen Erzurum, işgali kendi mücadelesiyle burada noktalamıştır. Bu çok önemli bir durumdur. Bunu gerçekleştiren insanların bağımsızlık ruhuna, bağımsız yaşama arzusuna ben saygı duymuşumdur. O mücadeleyi veren insanların çocukları olarak sizleri görüyorum''
     
     
‘TÜRKİYE TEHLİKE İÇİNDE’

    
Türkiye olarak önemli bir yol ayrımına gelindiğini anlatan Deniz Baykal, Türkiye’nin geleceği ile ilgili ciddi kaygılar bulunduğunu belirtti. Ortalıklarda çeşitli haritalar dolaştığını, bunların arkasında olanların bile arkalarında birilerin var olduğuna işaret eden Baykal, ‘oyun içinde oyunlar’ olduğunu kaydetti. Türkiye’nin tehlikenin içinde olduğunu, ekonimik konularda şikayetler bulunduğunu söyleyen Baykal, yatırım yapılmadığını, işsizliğin giderek arttığını belirtti. Deniz Baykal, sık sık alkışlarla kesilen konuşmasına şöyle devam etti:
     

“Destek olduklarınızın Türkiye’yi nereye sürükleyeceğine emin misiniz? Bu konuda yanlış yapılmaz. Kimin ekmeğine yağ sürdüğünüzü çok iyi bilmek zorundasınız. Terör var, terörün arkasında ne var? Terönün arkasında Türkiye’yi bölme parçalama mücadelesi var. Kendi içinde dağıtma projesi var. Bunlar şimdi giderek palazlanıyor, Kuzey Irak’a yerleştiler. Onlara cephane, silah veriliyor, orası himaye ediliyor. Peki Türkiye, Kuzey Irak’ın terörü beslemesi konusunda gerekeni yapıyor mu? Başbakan’a bunu anlatıyoruz diyor ki ‘Türkiye’deki terörü bitirdik te, Kuzey Irak’a mı geldik’ diyor. Türkiye’deki terörün Kuzey Irak’tan beslendiğini bilmiyor daha. O yüzden susturmak lazım. Bu konuda bu iktidarın sicilini sizin önünüze koymak istiyorum. Bunların sicilini bilin. İlk yaptığı iş ‘eve dönüş yasası’ çıkarmak oldu. Yani dedi ki ‘Ben teröristlere af çıkartacağım, gelip evine inecek’ dediler. Biz dedik ki öyle şey olmaz. Dağdan bir kişi aşağı inmedi ama, cezaevindeki teröristler tahliye oldular. İlk yanlış budur. 2003 yılının Eylül’ünde Dubai’de bir anlaşma imzaladılar. ‘Bir milyar dolar ver, Amerika, Irak ses çıkarmayacağım. Ben Irak’a müdahale etmeyeceğim. Bunu CHP önledi Meclis’te. Daha sonra geçen yılın 18 Nisan’ın da Başbakan Meclis’e bir kanun teklifi verdi, metin burada.''
     
    
“YA CHP MECLİS’TE OLMASAYDI''

     
Bu anlayışla, bu zihniyetle Türkiye’nin terörle mücadelesinin mümkün olmadığını savunan CHP Genel Başkanı, konuşmasını şöyle sürdürdü:
    

“Sİze şunu söylüyorum, eğer CHP mecliste olmasaydı, şunu bilmenizi isterim o bir milyar dolarlık anlaşma da yürürlüğe girmişti, demin anlattığım ‘elebaşına af’ kapısını açan kanun da yürürlüğe girmişti. Şimdi herkes pusuya yatmış seçim sonucunu bekliyor. Kim bekliyor, Barzani bekliyor mu, Talabani, PKK’lılar bekliyor mu, onların siyasi uzantıları, Rumlar bekliyor mu? Ne bekliyor onlar, CHP iktidarını mı bekliyor. ‘Aman ha, aman ha’ deyip, CHP’yi istemiyorlar. AKP’yi istiyorlar. Bunun hesabını iyi yapın. Bakın Türkiye tarihi bir karar arifesindedir. Amerika’daki Büyükelçimiz de patladı, kendisini tutamadı, çıktı dedi ki ‘ne oluyor üzülüyoruz’, dedi. Bu işleri iyi düşünün, Türkiye’yi tekrar kendi içinde sıkıntıya sokacak yanlışlıklara alet olmayın.''